| | Üretsiz Blog oluştur

tanımsız

 

HACİVAT'IN TOKATLI "HACI İVAZ PAŞA" OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ

 HACIVAT DEGIL TOKATLI HACI IVAZ PASA
Köyümüzün tarihine iliskin bir belge arastirmasi için ugradigim bir kütüphanede tokatin Pazar ilçesinde dogmus bir arastirmaci yazar olan Murat Kavakli’nin tarihe yön veren dahi Haci Ivad Pasa isimli eseriyle karsilastim.oracikta kitabin önsözüne ve birkaç sayfasina bakmak beni heyacanlandirmaya sasirtmaya yetti.Kitabin önsözünde  osmanlica  ivad veya ivaz kelimelerin bozulmus bir hali olan Hacivatin aslinda Tokatin Pazar ilçesinde dogmus kazabad(Pazar) Subasisi Ahi Beyazid oglu Haci Ivaz Pasa oldugunu okudum.daha düne kadar bende çogu insan gibi Hacivati tahta sopalarla tutturulmus bir perdeye yansiyan mum isiginda canlandirilan bir hayali kahraman olarak bilirdim. Orhan gazi tarafindan bir caminin yapimini geçiktirdigi iddiasiyla idam edilen bir tas ustasi olarak anlatilan öykünün aslinda uydurmaca oldugunu kendisinin orhan gaziden sonra dünyaya geldigini ve belgelerle ispatlanmis oldugunu onunda bizler gibi tüm tokatlilar gibi ayni topragin insani oldugumuzu dahada yükselip dört padisaha vezirlik yaptigini yasadigi yüzyilda akil esittir Haci Ivaz Pasa oldugunu okudugumda gerçekten gururlandim ayrica kendisini yanlis ve geç tanidigimizdan dolayida esef duydum simdi  Hacivatin yani haci ivaz pasanin tokatli oldugunu ispatlayan belgeleri sizlere sunacagim.
Belge 1-osmanlicada ve türkçede vat diye bir sözcügün anlami yoktur hacivat taki vat sözcügü ivad baska bir telafuzuyla ivaz kelimelerin bozulmus halidir dolayisiyla hacivat kelimesi anlamsizdir.haci ivaz pasa kazabad subasisi ahi beyazidinogludur.
Kaynak türk tarih kurumu kurucu üyelerinden ord. prof.dr. ismail hakki uzun çarsili
Belge2-ivaz pasanin babasi ahi beyazid , amirlerdendir.yönetici kadroya mensuptur.tokatin nüfuzlu ailelerindendir.(halis cinlioglu,1.kisim 2.kitap,sayfa 23
Belge3-osmanlicada ivaz ismininyazilisi ayin,vav venoktali dad harfleri iledir ‘noktali dad’ harfi ile yazilan kelimelerin okunusu iki türlü olmaktadir. Her ikiside geçerlidir.
Ivaz= ivad    kadasker=kazasker  hidir=hizir
Türkçemizde ‘vat’ anlamsiz bir sözcüktür. ‘Haci’yi anlamak mümkündür peki bu ‘vat’ ne demek olur. Hacivat  haci ivad isminin bozulmus bir telaffuzudur haci ivad tokatin Pazar ilçesinde dogmustur haci ivad yaptigi eserlere  tas oymalara kitabelere adini yazdirmisken  böyle bir insani masallastirmak kadar gülünç safça bir yaklasim sergilemenin yorumunu okuyucularima birakiyorum yesil caminingiris kapisinin solunda yazan ahi beyazid bin ivaz ismi silinip yok olmadiya( arastirmaci-yazar murat kavakli, ‘‘tarihe yönveren dahi haci ivad’’)
Adli kitabi bütün kütüphanelerde bulabilirsiniz. Yazari dogrulayan ve haci ivadla ilgili bilgileri bulabileceginiz kaynaklar
1-ARSEVEN,celal, türk sanati, cem yay.
2ASIKPASAZADE,asikpasazadetarihi,m.e.b.yay.1992
3-ATASmusa,tarih ve tabiat sehri bursa,nuri akça matb.istanbul.1948
4-AYDIN,mehmet,bursa topraginin sakladigi osmanli büyükleri
5- CINLIOGLU,h.turgut,osmanlilar zamaninda tokat
6- LA MARTINE,DE,ALPHONSE, osmanli tarihi,toker yayinlari.1991
7- MEYDAN LARAUSSE
8-HAMMER,B.J.von purgstall m.e.bas.istanbul 1990
9-ÖZTUNA,yilmaz büyük osmanli tarihi ötüken yayinlari istanbul 1994
10- EVLIYA ÇELEBI seyahatname
11-I.HAKKI. UZUNÇARSILI hacivatla ilgili makaleleri
yani hacivat bizimdir hacivat sahip çikanindir.yunanlilar bile hacivat ve karagöze sahip çikmaya çalisirken bizim insanimiz tokatin öz evladi hacivati tanimamak sahiplenmemek gelecek nesile onu anlatip tasimamak büyük bir cahalet , sorumsuzluk ve geçmisimize hakaret olur.son günlerde oynayan hacivat ve karagöz filmi tamamen gerçek disi türk kültür ve töresine hakaretler içeren seviyesiz ve düzeysiz bir filimdir.filimde geyikli baba gibi bir evliyayi sarapçi olarak orhan gazi gibi serdar ve alim bir padisahi kadin düskünü olarak lanseden bu yunan kültürünün temsilcilerin kimlere ve niçin hizmet ettiklerinin yorumunu siz degerli okuyucularimiza birakiyorum
                           

HACİVAT İŞCİ Mİ, MİLLİ KAHRAMAN MI?

Hacivat bir Türk büyüğüdür. Osmanlı Devleti’nin ikinci kuruluşunu planlayan kişidir. Milli kahramandır. Osmanlı’nın kitabelerde adı geçen ilk mimar-mühendisidir. Panama, Süveyş kanalları açılmadan Tunca Nehri’nden Edirne’ye kanal a
 

Bursa’nın sembol değerlerinden olan Hacivat, gerçekte Hacı İvaz Paşa’nın ta kendisidir. Ansiklopedilerde yazıldığına göre; Hacı İvaz (Hacivat) adlı bir usta veya kalfa vardır. Bir de demirci. Demirciye “Karagöz” derler. Bu iki kişi, Ulucami veya başka bir cami inşaatı sırasında esprileriyle çalışanları oyalarlar, işi uzatırlar, inşaat ilerlemez. Durumu öğrenen Orhangazi idamlarını emreder. Karagöz hemen minare dibinde idam edilir. Hacivat kaçar. O da hac yolunda eşkıyalar tarafından öldürülür. Padişah pişman olur. Onun üzüntüsünü gidermek için Şeyh Küşteri veya bir sanatçı, bunları perdede canlandırır. Hikaye yaklaşık bu şekildedir. Efsane böyle der. Ama efsanelerde gerçek payı vardır. Fakat olaylar başka boyut kazanır. Geçen asırlar içerisinde bu durum olağandır. Hacivat aslında Hacı İvaz’dır. Osmanlıca; ayın, vav ve noktalı dad harfi ile yazılır. Noktalı dad harfinin özelliğinden dolayı Hacı İvad olarak da okunur, Hacı İvaz olarak da. Her ikisi de doğru ve geçerlidir. Hacı İvad sözü, zamanla “Hacivat”a dönüşmüştür. Bu konuda belgeler ve deliller vardır. 2004 yılının Temmuz ayında yayınlanan, ‘Tarihe Yön Veren Dahi’ adlı kitabımda Hacivat’ın bilinmeyen yönlerini anlattım. Bu kitap Hacivat’ı Bursa’dan koparmıyor. Türk milletine tescil ediyor. Geleneksel Hacivat imajını bozmuyor, güçlendiriyor. Doğum tarihi belli olmayan Hacivat 1340’lı yıllarda doğmuş, 1428 yılında bir veba salgını sonucu Bursa’da ölmüştür. Ölümünden iki yıl kadar önce “hükümdarlığı elinizden alacak” iftirası ile II. Murad ikna edilmiş, II. Murad tarafından azledilip iki gözüne mil çekilmiş. Hacivat, I. Murad döneminde şöhret olmuş. I. Murad’ın veziri ve komutanıdır. Yıldırım Bayezit, Çelebi Mehmet ve II. Murad’ın da veziri ve komutanıdır. Tokat’ın Pazar ilçesinde doğmuş. O dönemdeki ismi Kazabad’dır. Kazabad, Tokat gibi yerlerde subaşılık yapmıştır. Kocaeli sancakbeyi olmuş, ardından Bursa muhafızlığı ve subaşılığı, Bursa valiliği görevlerinde de bulunmuş. Bursa Yeşil Cami ve Yeşil Türbe başta olmak üzere çok sayıda eserin mimar ve mühendisidir. Tokat ve Bursa ağırlıklı olmak üzere 19 köy, yüzlerce dükkan, birçok han, hamam, çeşme medrese, zaviye, tarla, bahçe gibi taşınmazları 4 ayrı vakfiye ile devrin hükümdarlarına tespit ettirerek insanlığın yararına sunmuş. 1407 tarihli vakfiyesinde, Çelebi Mehmed ve II. Murad’ın birbiri ardına hükümdar olacaklarını söylemiş. Bu büyük bir şifredir. Bu tarihte II. Murad 3 yaşındadır. Çelebi Mehmed’in hükümdarlığının kesinleşmesine 6 yıl vardır. Çelebi Mehmed kardeşleri ile yaptığı savaşlarda hep yenilmektedir. Yeşil Cami içerisinde, sağ ve soldaki odaların iç kısmında, kapı üstlerindeki çinilerde Farsça bir şiir yazılıdır. Bu şiir Hacivat’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne bir mesajıdır. Türkçe anlamı şöyle: Bu abide dünyalar durdukça dursun, Sahibi düşmanlar üzerine muzaffer olsun, Her kim bu devletin payidar olmasını istemezse, Her iki cihanda daima kahrolsun! Hacivat neden Çelebi Mehmed’in devleti demiyor? Neden Osmanoğlu devleti demiyor? Geleneğin dışına çıkıyor, bu abidenin sahibi devlet diyor? Hacivat yaptığı işlerle böylesine şaşırtan bir kişiliğe sahiptir. Hacivat 1411 yılında (yıl kesin değil) Bursa kalesini Karamanoğlu’na karşı savunmuştur. Bu sırada Çelebi Mehmet, kardeşi Musa ile Rumeli’de savaşıyordu. Karamanoğlu da, her çareye başvurup Bursa’yı almayı deniyordu. Bir gece askerlerine meşaleler verip Çekirge’den Uludağ yoluna yürüttü. Amaçları çok kalabalık izlenimi verip, Hacı İvaz Paşa’yı (Hacivat) korkutmaktı. Hacivat yaptığı istihbaratla, Karamanoğlu’nun zahiresinin yerini öğrendi. O gece bir grup askerle yiyecekleri kaldırıp kaleye soktu. Kapıları kapattı. Düşman askerini aç bıraktı. Karamanoğlu, çekilmeye mecbur kaldı. Bu olay gülünecek nitelikte mizah malzemesidir. Bursa kalesi düşseydi, tarihin yönü değişiyordu. Ne Çelebi Mehmet kalıyordu, ne de Osmanlı... Çelebi Mehmed bir av partisinde felç olur. Öleceğini anlayınca, Hacivat’tan ölümünü oğlu gelinceye kadar gizlemesini ister. Bu arada Bizans Kralı Manuel’le yapılan anlaşma gereği, Çelebi Mehmet’in öldüğü gün rehin bulunan kardeşi Mustafa Çelebi, Osmanlı hükümdarı olarak Rumeli’ye salınacak, Osmanlı Devleti bölünecekti. Anlaşma böyleydi. Bütün bunların üstüne aynı dönemde Edirne sarayında Bizans elçisi Leontarius da vardır. Çelebi Mehmet ölür. Hacivat onun iç organlarını çıkartır, cesedini ilaçlar ve giydirir. Etrafa da “Çelebi hasta” diye haber verir. Doktorlar tedaviye devam ediyordur! Bir gün silahtarlar isyan eder ve “Padişah öldü, bizi kandırıyorsun.” der. Hacivat zor durumda kalır ve çaresiz ‘Yarın padişahı görün öyleyse’ diye topluluğu yatıştırır. Cesedin arkasına 14 yaşlarında cin gibi bir çocuğu bağlar. Elini eline, ayağını ayağına, belini beline parmağını parmağına geçirir. Diğer vezirle padişahın koluna girer. Topluluğa uzak bir yerde padişahı yürütür, halkı selamlatır. Sakalı ile oynar… II. Murad Amasya’dan geldiği an ölümünü açıklar. Sonradan herkes bu oyunu duyar. Hacivat işte bu gibi olaylar sebebiyle hayal perdesinde yaşıyor. II. Murad tahta geçmesiyle birlikte Mustafa Çelebi de hükümdarlığını ilan edince iki rakip karşı karşıya gelir. Mustafa Çelebi haşin, kurt bir savaşçıdır. Yanında akıncılar ve akıncı beyleri vardır. Hacivat, dehası ve stratejisi ile onu darmadağın eder. Detayları anlatırsak bir roman yazacak kadar çok malzeme çıkar. Gülünecek işler yapan Hacivat, sahte mektuplar, haberler, parolalar ve tertiplerle koca orduyu dize getirir. Hacivat bir Türk büyüğüdür. Osmanlı Devleti’nin ikinci kuruluşunu planlayan kişidir. Milli kahramandır. Osmanlı’nın kitabelerde adı geçen ilk mimar-mühendisidir. Çiniciliği, şöleni de o getirdi. İlim ve fikir adamlarını diğer memleketlerden çağıran koruyan birisidir. Panama, Süveyş kanalları açılmadan Tunca Nehri’nden Edirne’ye kanal açmaya çalıştı, başaramadı. Yeşil Türbe’de uygulanan göstermelik mezar sistemi, Anıtkabir’de 6 asır sonra uygulandı. O, ilkler babasıdır. Çok cömerttir. Hep devletin yanında oldu. Kazanan ata oynamadı. Oynadığı ata kazandırdı. Zayıf bir halka sayılacak Çelebi Mehmed’i desteklediği için Çelebi kazandı. Geçtiğimiz günlerde Orhaneli’nde Hacivat ve Karagöz’ün hayatı ile ilgili film çekildi. Bu filmin hayal mahsulü olduğunu söyleyen yönetmen, nedense hep gerçek kişileri kullandı. Hacivat, Orhangazi, Nilüfer Hatun, Vezir Pervane, Küşteri gibi. 1362 yılında ölen Orhan Gazi’ye Ulucami’yi inşa ettirdi. Halbuki onu Yıldırım Bayezid yaptırmıştı. Kitabe, meşhur ağaç minberin kapısı üzerinde durur, isteyen bakabilir. Bu filmde Hacivat için, “fırsatçı”, “hovarda”, “postacı”, “inşaat amelesi”, “öldürüldü” ifadeleri kullanıldı. (2 Eylül 2005 tarihli Hürriyet Kelebek’e bakınız.) Bu film, şu haliyle Bursa’nın ve Türk kültürünün sembollerine zarar vermektedir. Gereken değişiklikler yapılmalıdır. Türk büyükleri aşağılanırsa, gelecek nesil bunları örnek almaz. Türk büyükleri tarihin sayfalarında şu anda savunmasızdır. Eleştirenler, mizah yapmak için milletimizin sembol isimlerine el atmamalıdır. Ellerinde belgeleri de yoktur. Kendi uydurdukları masallarla insanları yanlış bilgilendiriyorlar. Hayal ürünü eserlerde gerçek kişiler kullanılmaz. Bu durum, insanların bir kısmını diğer kısmı ile çekiştirir. 16 imparatorluk, yüzlerce devlet kurmuş olan bizler, bu kadar devleti kardeş kavgaları ile yıktığımızı düşünerek, yüce devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi yaşaması için, basit hesapları bırakmalıyız. Birbirimizi hoş görerek; kardeşlik, sevgi, barış adına fert fert adım atmalıyız. -Hazırlayan: Araştırmacı -Yazar Murat Kavaklı

 
 

Yazdır

Etiket :
hakanbaba60
03 Ağustos 2008
16:55
Yorumlar :4
 
 
 
 

acayip bi şeyler oluyor

bu hocalar insanı delirtir

bir sürü toplama

Etiket :
hakanbaba60
05 Mayıs 2008
10:50
Yorumlar :0
 
 
 
 

Yunus Emre şiirleri


 

BenYürürüm Yana Yana

Ben yürürm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akîlem ne divâne
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akarsularım çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
O yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus bîçâreyim
Baştan ayağa yâreyim
Dost ilinden âvâreyim
Gel gör beni aşk neyledi
 

Yunus Emre

Adem Oğlu

Miskin Adem oğlanı,nefse zebun olmuşdur                                                                     
Hayvan canavar gibi,otlamağa kalmıştır

Hergiz ölümün sanmaz,ölesi günin anmaz
Bu dünyadan usanmaz,gaflet önin almışdur

Oğlanlar öğüt almaz,yiğitler tevbe kılmaz
Kocalar taat kılmaz,sarp rüzigar olmuştur

Beğler azdı yolundan,bilmez yoksul halinden
Çıktı rahmet gölünden,nefs gölüne dalmışdur

Yunus sözi alimden,zinhar olma zalimden
Korkadurın ölümden,cümle doğan ölmüşdür.

 

Yunus Emre

Ağaç

Giderim ben yol sıra yavlak uzanmış bir ağaç
Böyle lâtif böyle şirin gönlüm aydur birkaç sır aç

Böyl’uzamak ne manâdır çünkü bu dünya fânîdir
Bu fuzûllük nişânıdır gel beri miskinliğe geç

Böyle lâtif beziniben böyle şirîn düzünüben
Gönül Hakk’a uzanuban dilek nedir neye muhtâç

Ağaç karır devrân döner kuş budağa birken konar
Dahi sana kuş konmamış ne güvercin ne hod turaç

Bir gün sana zevâl ere yüce kaddin ine yere
Budakların oda gire kaynaya kazan kıza saç

Er sırrıdır sırrın senin er yeridir yerin senin
Ne yerdedir yerin senin sana sorarım ey ağaç

Yunus Emre sen bir nice eksikliğin yüz bin onca
Kur’ağaca yol sorunca teferrüclen yoluna geç
 

Yunus Emre

 
 


 
Ah Nefis

Girdim Aşkın denizine bahrılayın yüzer oldum
Geştediben denizler Hızır'layın gezer oldum

Cemalini gördüm düşte çok aradım yazda kışta
Bulamadım dağda taşta denizleri süzer oldum

Sordum deniz malikine ırak değil salığına
Girdim gönül sınığına gönülleri düzer oldum

Viran gönlüm eyledim şar bunculayın şar nerde var
Haznesinden aldım gevher dükkan yüzün bozar oldum

Ben ol dükkan-dar kuluyum gevherler ile doluyum
Dost bağının bülbülüyüm budaktab-n gül üzer oldum

Ol budakta biter iman iman bitse gider güman
Dün gün isim budur heman nefsime bir tatar oldum

Canım bu tene gireli nazarım yoktur altına
Düştüm ayaklar altına topraklayın tozar oldum

Tenim toprak tozar yolca nefsim iltir beni önce
Gördüm nefsin burcu yüce kazma aldım kazar oldum

Kaza kaza indim yere gördüm nefsin yüzü kara
Hümeti yok resul'lere bentlerini bozar oldum

Bu nefs ile dünya fani bu dünyaya gelen hanı
Aldattın ey dünya beni işlerinden bezer oldum

Yunus sordu girdi yola kamu gurbetleri bile
Kendi ciğerim kanıyla vasf-ı halim yazar oldum
 

Yunus Emre


 
Ah Ölüm

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kiminin başında biter ağaçlar
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus derki gör taktirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler
 

Yunus Emre

Aşk'ın Beni

Gözüm seni görmek için elim sana ermek için
Bu gün canım yolda kodum yarın seni bulmak için

Bu gün canım yolda koyam yarın ivazın veresin
Arz eyleme uçmağını hiç arzum yok uçmak için

Benim uçmak neme gerek hergiz gönlüm ona bakmaz
İşbu benim zarılığım değildürür bir bağ için

Uçmak uçmağım dediğin mü'minleri yeltediğin
Vardır ola bir kaç huri arzum yoktur koçmak için

Bunda dahi verdin bize ol huriyi çiftü helal
Ondan geçti arzum tamam arzum sana ermek için

Sufilere ver sen onu bana seni gerek seni
Haşa ben terkedem seni şol bir evle çardak için

Yunus hasretdürür sana hasretini göster ona
İşin zulüm değil ise dad eylegil istedi çün.
 

Yunus Emre


 
Aşk

İşidin ey yârenler
Kıymetli nesnedir aşk
Değmelere bitinmez
Hürmetli nesnedir aşk

Dağa düşer kül eyler
Gönüllere yol eyler
Sultanları kul eyler
Hikmetli nesnedir aşk

Kime kim vurdu ok
Gussa ile kaygu yok
Feryad ile âhı çok
Firkatli nesnedir aşk

Denizleri kaynatır
Mevce gelir oynatır
Kayaları söyletir
Kuvvetli nesnedir aşk

Miskin Yunus neylesin
Derdin kime söylesin
Varsın dostu toylasın
Lezzetli nesnedir aşk
 

Yunus Emre

Aşk AteşiGirdim aşkın denizine bahrılayın yüzer oldum
Geştediben denizleri Hızır'layın gezer oldum

Cemalini gördüm düşte çok aradım yazda kışta
Bulamadım dağda taşta denizleri süzer oldum

Sordum
deniz malikine ırak değil salığına
Girdim gönül sınığına gönülleri düzer oldum

Viran gönlüm eyledim şar bunculayın şar nerde var
Haznesinden aldım gevher dükkan yüzün bozar oldum

Ben ol dükkan-dar kuluyum gevherler ile doluyum
Dost bağının bülbülüyüm budaktan gül üzer oldum

Ol budakta biter iman iman bitse gider güman
Dün gün isim budur heman nefsime bir Tatar oldum

Canım bu tene gireli nazarım yoktur altına
Düştüm ayaklar altına topraklayın tozar oldum

Tenim toprak tozar yolca nefsim iltir beni önce
Gördüm nefsin burcu yüce kazma aldım kazar oldum

Kaza kaza indim yere gördüm nefsin yüzü kara
Hümeti yok Peygamber'e bentlerini bozar oldum

Bu nefs ile dünya fani bu dünyaya gelen hanı
Aldattın ey dünya beni işlerinden bezer oldum

Yunus sordu girdi yola kamu gurbetleri bile
Kendi ciğerim kanıyla vasf-ı halim yazar oldum

Ahır Zaman

İşidün ey ulular,Ahır zaman olusar
Sağ müslüman seyrekdür,Ol da güman olusar

Danışman okur tutmaz,Derviş yolun gözetmez
Bu halk öğüt işitmez,Ne sarp zaman olısar

Gitti beyler mürveti,Binmişler birer atı
Yediğü yoksul eti,içtiğü kan olısar

Ne acayip sergüzeştler,Bağrım dolu serzenişler
Durmaz akar kanlı yaşlar,Aksa gerek şimden gerü.
 

Yunus Emre

Aşıkmı Diyem

Erenlerin gönlünde ol sultan dükkan açtı
Nice bizim gibiler anda konuban geçti

Cümle erenler uçtu dağlar yazılar geçti
Aşk kazanına düştü kaynayıbanı pişti

Bu dünyanın meseli benzer murdar gövdeye
İtler gövdeye düştü Hak dostu kodu geçti

Aşıkmı diyem ona can terkini urmadı
Aşık ona diyeler kim melamete düştü

Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görelden
Meğer onun gölünden bir cur'a şerbet içti
 

Yunus Emre


 
Aşk Bezirganı

Aşk bezirganı
Sermaye canı
Bahadır gördüm
Cana kıyanı

Zehi bahadır
Can terkin urur
Kılıç mı keser
Himmet giyeni

Kamusun bir gör
Kemterin er gör
Alu görmegil
Palas giyeni

Tez çıkarırlar
Fevkal'ulaya
Şol isa gibi
Dünya koyanı

Tez indirirler
Tahtesseraya
Bir karun gibi
Dünya kovanı

Aşık olanın
Nişanı vardır
Melamet olur
Belli beyanı
 

Yunus Emre

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar oldurur
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni

Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene Ver anları
Bana seni gerek seni

Yunus'dürür benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni
 

Yunus Emre

 

Behey KardaşBe hey kardaş hakk'ı bulammı dersin,
Hakk'a yarar amel işlemeyince
Tarikat sırrına eremmi dersin,
Kamil mürşid sana söylemeyince.

Özenirsen gardaş, tevhide özen.
Tevhiddir
nefsinin kal'asın bozan
Hiç kendi kendine kaynarmı kazan
Çevre yanın ateş eylemeyince.

Değme kişi gönül evin düzemez
Hakk'ın taktirini kimse bozamaz.
Tarikat ummandır dalıp yüzemez,
Aşkın deryasını boylamayınca.

Aşkım galip geldi yüreğim harlar
Aşık olan ar-ı namusu neyler
Behey yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyimmi söylemeyince.


Ben yürürüm yane yane(ilahi ve şiir)

Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh coşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yunusu bi'çareyim
Dost elinden avareyim
Baştan ayağa yareyim
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
 

Yunus Emre

Etiket :
hakanbaba60
02 Mayıs 2008
09:28
Yorumlar :0