|
HACIVAT DEGIL TOKATLI HACI IVAZ PASA
Köyümüzün tarihine iliskin bir belge arastirmasi için ugradigim bir kütüphanede tokatin Pazar ilçesinde dogmus bir arastirmaci yazar olan Murat Kavakli’nin tarihe yön veren dahi Haci Ivad Pasa isimli eseriyle karsilastim.oracikta kitabin önsözüne ve birkaç sayfasina bakmak beni heyacanlandirmaya sasirtmaya yetti.Kitabin önsözünde osmanlica ivad veya ivaz kelimelerin bozulmus bir hali olan Hacivatin aslinda Tokatin Pazar ilçesinde dogmus kazabad(Pazar) Subasisi Ahi Beyazid oglu Haci Ivaz Pasa oldugunu okudum.daha düne kadar bende çogu insan gibi Hacivati tahta sopalarla tutturulmus bir perdeye yansiyan mum isiginda canlandirilan bir hayali kahraman olarak bilirdim. Orhan gazi tarafindan bir caminin yapimini geçiktirdigi iddiasiyla idam edilen bir tas ustasi olarak anlatilan öykünün aslinda uydurmaca oldugunu kendisinin orhan gaziden sonra dünyaya geldigini ve belgelerle ispatlanmis oldugunu onunda bizler gibi tüm tokatlilar gibi ayni topragin insani oldugumuzu dahada yükselip dört padisaha vezirlik yaptigini yasadigi yüzyilda akil esittir Haci Ivaz Pasa oldugunu okudugumda gerçekten gururlandim ayrica kendisini yanlis ve geç tanidigimizdan dolayida esef duydum simdi Hacivatin yani haci ivaz pasanin tokatli oldugunu ispatlayan belgeleri sizlere sunacagim.
Belge 1-osmanlicada ve türkçede vat diye bir sözcügün anlami yoktur hacivat taki vat sözcügü ivad baska bir telafuzuyla ivaz kelimelerin bozulmus halidir dolayisiyla hacivat kelimesi anlamsizdir.haci ivaz pasa kazabad subasisi ahi beyazidinogludur.
Kaynak türk tarih kurumu kurucu üyelerinden ord. prof.dr. ismail hakki uzun çarsili
Belge2-ivaz pasanin babasi ahi beyazid , amirlerdendir.yönetici kadroya mensuptur.tokatin nüfuzlu ailelerindendir.(halis cinlioglu,1.kisim 2.kitap,sayfa 23
Belge3-osmanlicada ivaz ismininyazilisi ayin,vav venoktali dad harfleri iledir ‘noktali dad’ harfi ile yazilan kelimelerin okunusu iki türlü olmaktadir. Her ikiside geçerlidir.
Ivaz= ivad kadasker=kazasker hidir=hizir
Türkçemizde ‘vat’ anlamsiz bir sözcüktür. ‘Haci’yi anlamak mümkündür peki bu ‘vat’ ne demek olur. Hacivat haci ivad isminin bozulmus bir telaffuzudur haci ivad tokatin Pazar ilçesinde dogmustur haci ivad yaptigi eserlere tas oymalara kitabelere adini yazdirmisken böyle bir insani masallastirmak kadar gülünç safça bir yaklasim sergilemenin yorumunu okuyucularima birakiyorum yesil caminingiris kapisinin solunda yazan ahi beyazid bin ivaz ismi silinip yok olmadiya( arastirmaci-yazar murat kavakli, ‘‘tarihe yönveren dahi haci ivad’’)
Adli kitabi bütün kütüphanelerde bulabilirsiniz. Yazari dogrulayan ve haci ivadla ilgili bilgileri bulabileceginiz kaynaklar
1-ARSEVEN,celal, türk sanati, cem yay.
2ASIKPASAZADE,asikpasazadetarihi,m.e.b.yay.1992
3-ATASmusa,tarih ve tabiat sehri bursa,nuri akça matb.istanbul.1948
4-AYDIN,mehmet,bursa topraginin sakladigi osmanli büyükleri
5- CINLIOGLU,h.turgut,osmanlilar zamaninda tokat
6- LA MARTINE,DE,ALPHONSE, osmanli tarihi,toker yayinlari.1991
7- MEYDAN LARAUSSE
8-HAMMER,B.J.von purgstall m.e.bas.istanbul 1990
9-ÖZTUNA,yilmaz büyük osmanli tarihi ötüken yayinlari istanbul 1994
10- EVLIYA ÇELEBI seyahatname
11-I.HAKKI. UZUNÇARSILI hacivatla ilgili makaleleri
yani hacivat bizimdir hacivat sahip çikanindir.yunanlilar bile hacivat ve karagöze sahip çikmaya çalisirken bizim insanimiz tokatin öz evladi hacivati tanimamak sahiplenmemek gelecek nesile onu anlatip tasimamak büyük bir cahalet , sorumsuzluk ve geçmisimize hakaret olur.son günlerde oynayan hacivat ve karagöz filmi tamamen gerçek disi türk kültür ve töresine hakaretler içeren seviyesiz ve düzeysiz bir filimdir.filimde geyikli baba gibi bir evliyayi sarapçi olarak orhan gazi gibi serdar ve alim bir padisahi kadin düskünü olarak lanseden bu yunan kültürünün temsilcilerin kimlere ve niçin hizmet ettiklerinin yorumunu siz degerli okuyucularimiza birakiyorum
HACİVAT İŞCİ Mİ, MİLLİ KAHRAMAN MI?
|
 |
| Hacivat bir Türk büyüğüdür. Osmanlı Devleti’nin ikinci kuruluşunu planlayan kişidir. Milli kahramandır. Osmanlı’nın kitabelerde adı geçen ilk mimar-mühendisidir. Panama, Süveyş kanalları açılmadan Tunca Nehri’nden Edirne’ye kanal a |
|
|
Bursa’nın sembol değerlerinden olan Hacivat, gerçekte Hacı İvaz Paşa’nın ta kendisidir. Ansiklopedilerde yazıldığına göre; Hacı İvaz (Hacivat) adlı bir usta veya kalfa vardır. Bir de demirci. Demirciye “Karagöz” derler. Bu iki kişi, Ulucami veya başka bir cami inşaatı sırasında esprileriyle çalışanları oyalarlar, işi uzatırlar, inşaat ilerlemez. Durumu öğrenen Orhangazi idamlarını emreder. Karagöz hemen minare dibinde idam edilir. Hacivat kaçar. O da hac yolunda eşkıyalar tarafından öldürülür. Padişah pişman olur. Onun üzüntüsünü gidermek için Şeyh Küşteri veya bir sanatçı, bunları perdede canlandırır. Hikaye yaklaşık bu şekildedir. Efsane böyle der. Ama efsanelerde gerçek payı vardır. Fakat olaylar başka boyut kazanır. Geçen asırlar içerisinde bu durum olağandır. Hacivat aslında Hacı İvaz’dır. Osmanlıca; ayın, vav ve noktalı dad harfi ile yazılır. Noktalı dad harfinin özelliğinden dolayı Hacı İvad olarak da okunur, Hacı İvaz olarak da. Her ikisi de doğru ve geçerlidir. Hacı İvad sözü, zamanla “Hacivat”a dönüşmüştür. Bu konuda belgeler ve deliller vardır. 2004 yılının Temmuz ayında yayınlanan, ‘Tarihe Yön Veren Dahi’ adlı kitabımda Hacivat’ın bilinmeyen yönlerini anlattım. Bu kitap Hacivat’ı Bursa’dan koparmıyor. Türk milletine tescil ediyor. Geleneksel Hacivat imajını bozmuyor, güçlendiriyor. Doğum tarihi belli olmayan Hacivat 1340’lı yıllarda doğmuş, 1428 yılında bir veba salgını sonucu Bursa’da ölmüştür. Ölümünden iki yıl kadar önce “hükümdarlığı elinizden alacak” iftirası ile II. Murad ikna edilmiş, II. Murad tarafından azledilip iki gözüne mil çekilmiş. Hacivat, I. Murad döneminde şöhret olmuş. I. Murad’ın veziri ve komutanıdır. Yıldırım Bayezit, Çelebi Mehmet ve II. Murad’ın da veziri ve komutanıdır. Tokat’ın Pazar ilçesinde doğmuş. O dönemdeki ismi Kazabad’dır. Kazabad, Tokat gibi yerlerde subaşılık yapmıştır. Kocaeli sancakbeyi olmuş, ardından Bursa muhafızlığı ve subaşılığı, Bursa valiliği görevlerinde de bulunmuş. Bursa Yeşil Cami ve Yeşil Türbe başta olmak üzere çok sayıda eserin mimar ve mühendisidir. Tokat ve Bursa ağırlıklı olmak üzere 19 köy, yüzlerce dükkan, birçok han, hamam, çeşme medrese, zaviye, tarla, bahçe gibi taşınmazları 4 ayrı vakfiye ile devrin hükümdarlarına tespit ettirerek insanlığın yararına sunmuş. 1407 tarihli vakfiyesinde, Çelebi Mehmed ve II. Murad’ın birbiri ardına hükümdar olacaklarını söylemiş. Bu büyük bir şifredir. Bu tarihte II. Murad 3 yaşındadır. Çelebi Mehmed’in hükümdarlığının kesinleşmesine 6 yıl vardır. Çelebi Mehmed kardeşleri ile yaptığı savaşlarda hep yenilmektedir. Yeşil Cami içerisinde, sağ ve soldaki odaların iç kısmında, kapı üstlerindeki çinilerde Farsça bir şiir yazılıdır. Bu şiir Hacivat’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne bir mesajıdır. Türkçe anlamı şöyle: Bu abide dünyalar durdukça dursun, Sahibi düşmanlar üzerine muzaffer olsun, Her kim bu devletin payidar olmasını istemezse, Her iki cihanda daima kahrolsun! Hacivat neden Çelebi Mehmed’in devleti demiyor? Neden Osmanoğlu devleti demiyor? Geleneğin dışına çıkıyor, bu abidenin sahibi devlet diyor? Hacivat yaptığı işlerle böylesine şaşırtan bir kişiliğe sahiptir. Hacivat 1411 yılında (yıl kesin değil) Bursa kalesini Karamanoğlu’na karşı savunmuştur. Bu sırada Çelebi Mehmet, kardeşi Musa ile Rumeli’de savaşıyordu. Karamanoğlu da, her çareye başvurup Bursa’yı almayı deniyordu. Bir gece askerlerine meşaleler verip Çekirge’den Uludağ yoluna yürüttü. Amaçları çok kalabalık izlenimi verip, Hacı İvaz Paşa’yı (Hacivat) korkutmaktı. Hacivat yaptığı istihbaratla, Karamanoğlu’nun zahiresinin yerini öğrendi. O gece bir grup askerle yiyecekleri kaldırıp kaleye soktu. Kapıları kapattı. Düşman askerini aç bıraktı. Karamanoğlu, çekilmeye mecbur kaldı. Bu olay gülünecek nitelikte mizah malzemesidir. Bursa kalesi düşseydi, tarihin yönü değişiyordu. Ne Çelebi Mehmet kalıyordu, ne de Osmanlı... Çelebi Mehmed bir av partisinde felç olur. Öleceğini anlayınca, Hacivat’tan ölümünü oğlu gelinceye kadar gizlemesini ister. Bu arada Bizans Kralı Manuel’le yapılan anlaşma gereği, Çelebi Mehmet’in öldüğü gün rehin bulunan kardeşi Mustafa Çelebi, Osmanlı hükümdarı olarak Rumeli’ye salınacak, Osmanlı Devleti bölünecekti. Anlaşma böyleydi. Bütün bunların üstüne aynı dönemde Edirne sarayında Bizans elçisi Leontarius da vardır. Çelebi Mehmet ölür. Hacivat onun iç organlarını çıkartır, cesedini ilaçlar ve giydirir. Etrafa da “Çelebi hasta” diye haber verir. Doktorlar tedaviye devam ediyordur! Bir gün silahtarlar isyan eder ve “Padişah öldü, bizi kandırıyorsun.” der. Hacivat zor durumda kalır ve çaresiz ‘Yarın padişahı görün öyleyse’ diye topluluğu yatıştırır. Cesedin arkasına 14 yaşlarında cin gibi bir çocuğu bağlar. Elini eline, ayağını ayağına, belini beline parmağını parmağına geçirir. Diğer vezirle padişahın koluna girer. Topluluğa uzak bir yerde padişahı yürütür, halkı selamlatır. Sakalı ile oynar… II. Murad Amasya’dan geldiği an ölümünü açıklar. Sonradan herkes bu oyunu duyar. Hacivat işte bu gibi olaylar sebebiyle hayal perdesinde yaşıyor. II. Murad tahta geçmesiyle birlikte Mustafa Çelebi de hükümdarlığını ilan edince iki rakip karşı karşıya gelir. Mustafa Çelebi haşin, kurt bir savaşçıdır. Yanında akıncılar ve akıncı beyleri vardır. Hacivat, dehası ve stratejisi ile onu darmadağın eder. Detayları anlatırsak bir roman yazacak kadar çok malzeme çıkar. Gülünecek işler yapan Hacivat, sahte mektuplar, haberler, parolalar ve tertiplerle koca orduyu dize getirir. Hacivat bir Türk büyüğüdür. Osmanlı Devleti’nin ikinci kuruluşunu planlayan kişidir. Milli kahramandır. Osmanlı’nın kitabelerde adı geçen ilk mimar-mühendisidir. Çiniciliği, şöleni de o getirdi. İlim ve fikir adamlarını diğer memleketlerden çağıran koruyan birisidir. Panama, Süveyş kanalları açılmadan Tunca Nehri’nden Edirne’ye kanal açmaya çalıştı, başaramadı. Yeşil Türbe’de uygulanan göstermelik mezar sistemi, Anıtkabir’de 6 asır sonra uygulandı. O, ilkler babasıdır. Çok cömerttir. Hep devletin yanında oldu. Kazanan ata oynamadı. Oynadığı ata kazandırdı. Zayıf bir halka sayılacak Çelebi Mehmed’i desteklediği için Çelebi kazandı. Geçtiğimiz günlerde Orhaneli’nde Hacivat ve Karagöz’ün hayatı ile ilgili film çekildi. Bu filmin hayal mahsulü olduğunu söyleyen yönetmen, nedense hep gerçek kişileri kullandı. Hacivat, Orhangazi, Nilüfer Hatun, Vezir Pervane, Küşteri gibi. 1362 yılında ölen Orhan Gazi’ye Ulucami’yi inşa ettirdi. Halbuki onu Yıldırım Bayezid yaptırmıştı. Kitabe, meşhur ağaç minberin kapısı üzerinde durur, isteyen bakabilir. Bu filmde Hacivat için, “fırsatçı”, “hovarda”, “postacı”, “inşaat amelesi”, “öldürüldü” ifadeleri kullanıldı. (2 Eylül 2005 tarihli Hürriyet Kelebek’e bakınız.) Bu film, şu haliyle Bursa’nın ve Türk kültürünün sembollerine zarar vermektedir. Gereken değişiklikler yapılmalıdır. Türk büyükleri aşağılanırsa, gelecek nesil bunları örnek almaz. Türk büyükleri tarihin sayfalarında şu anda savunmasızdır. Eleştirenler, mizah yapmak için milletimizin sembol isimlerine el atmamalıdır. Ellerinde belgeleri de yoktur. Kendi uydurdukları masallarla insanları yanlış bilgilendiriyorlar. Hayal ürünü eserlerde gerçek kişiler kullanılmaz. Bu durum, insanların bir kısmını diğer kısmı ile çekiştirir. 16 imparatorluk, yüzlerce devlet kurmuş olan bizler, bu kadar devleti kardeş kavgaları ile yıktığımızı düşünerek, yüce devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi yaşaması için, basit hesapları bırakmalıyız. Birbirimizi hoş görerek; kardeşlik, sevgi, barış adına fert fert adım atmalıyız. -Hazırlayan: Araştırmacı -Yazar Murat Kavaklı
|